ALTERNATİFLER

ANKARA (ANGORA) TAVŞANI

GENEL ÖNSÖZ :

Bu çalışmada CAN-SAY LTD.ŞTİ. olarak amacımız,işsizliğin giderek arttığı ve büyük bir sorun olduğu ülkemizde, kürk hayvanı üretim sektörüne dikkat çekerek istihdam alanı açısından değerlendirilmesini tartışmaya açmak ve düşünmeye sevk etmektir.

Hızlı nüfus artışı ve endüstrileşmeye paralel olarak tarıma ayrılan alanların azalması sonucu, geniş çayır – mera alanlarına ihtiyaç gösteren büyük ve küçükbaş hayvan üretimindeki artış istenen düzeye ulaşamamaktadır. Bu nedenle küçük alanlarda, entansif olarak üretilebilen kümes hayvanları yetiştiriciliği ve bunların içerisinde çeşitli özellikleri ile tavşan üretimi büyük önem kazanmıştır.
Tavşan hızlı üreyen, çabuk büyüyen, insanlar tarafından tüketilebilen bitkisel artıkları, et, post, yün gibi kaliteli ürünlere dönüştürebilen bir hayvandır.Bakımın kolay olması, küçük alanlarda yoğun olarak üretilebilmesi her yaştan işgücünün değerlendirilebildiği bir hayvancılık kolu olan tavşancılığın, geliştirilmesi yönünde bütün dünyada çalışmalar sürmektedir.
Ankara Tavşanının Özellikleri

Ankara tavşanı (Angora) yünü için yetiştirilen bir ırktır. canlı ağırlığı Ortalama 4 kg. olan albino bir tavşandır,
Mutasyon sonucunda Ankara tavşanlarında uzun lifler oluşmuştur. Tavşan postu; üst kaba kıllar, örtü kılları ve alt kıllar olmak üzere üç tip kıldan meydana gelmiştir. Bu üç tip kıl, kıl foliküllerinin aktif dönem (anagen) ve dinlenme (telogen) döneminden oluşan periyotlarda büyümesiyle oluşmaktadır.Normal tüylü tavşanlarda aktif dönem 5 hafta sürmektedir. Buna karşılık Ankara tavşanlarında bir çift autosomal resesif gene bağlı olarak aktif dönemin 14 hafta sürmesi sonucu yün uzaması devam etmektedir.Yün uzunluğu 12-15 cm olmakla beraber 40 cm’ye kadar çıkabilmektedir.
Ankara tavşanının orijini kesinlikle bilinmemektedir. Naehtsheim’e göre 1723 yılında İngiliz denizcileri tarafından Karadeniz kıyısındaki ülkelerden Fransa’ya, oradan da İngiltere’ye götürülmüş ve ıslah edilmiştir. Uzun tüylü Ankara kedisi veya Ankara keçisine izafeten bu adın verildiği sanılmaktadır (Dorn, 1973). Ankara tavşan1arından yılda 4-5 defa kırkımla veya yolunarak elde edilen yünün lifleri çok ince ve uzundur. Lif çapı ortalama 11 mikrondur (9-14 mikron).Özgül ağırlığı 1.15-1.18 g/cm3 olup, koyun yünü (1.33 g/lcm3) ve Pamuktan (1.50 g/lcm3) daha düşüktür, Lifleri medullalıdır ve bu nedenle koyun yününün yaklaşık iki katı kadar ısı tutma kapasitesine sahiptir.
Ankara tavşanının yıllık yün verimi, yapılan ıslah çalışmaları sonucunda ortalama 1kg’a yükselmiştir.Yün verimi dişilerde 800-1.750 gr. erkeklerde 600-1450gr. arasında değişmektedir.Dişilerden erkeklere kıyasla % 20 daha fazla yün elde edilebilmektedir.Canlı ağırlığa bağlı olarak Ankara tavşanından bir yılda üretilen yün miktarı,koyunun 1 kg canlı ağırlığına karşılık alınabilen yünün dört katı kadardır. Her kg canlı ağırlık başına koyundan 0.05-0.07 kg yün alınırken, tavşandan 0.20-0.25 kg yün elde edilebilmektedir. Yüksek saf yün oranı (% 97-99) göz önüne alındığında, Ankara tavşanının yün üretkenliği koyundan 7-8 kat daha fazladır Yaşa bağlı olarak her yıl yün veriminde % 10-15 kadar azalma olmasına karşılık, yün kalitesinde herhangi bir gerileme görülmemektedir.

Tavşan yünü lifleri, düzgün ve ipeksi bir yapıya Sahiptir. Genellikle % 10-20 oranında kuzu yünü ve/veya sentetik liflere karıştırılarak çeşitli giysilerin yapımında kullanılır.Boyanmamış saf Ankara yünü kuvvetli elektromanyetik etkisi dolayısıyla romatizma, artrit gibi hasta1ık1ara karşı terapik giysilerin üretiminde de kullanılmaktadır.

Ankara Tavşanının Dünyadaki Durumu
Dünya, tavşan yünü üretim miktarı kesin olarak bilinmemektedir.Değişik kaynaklardan edinilen bilgilere göre 1986 yılında toplam yün üretiminin 8-9 bin ton olduğu tahmin edilmektedir.

Çizelge. Yıllık dünya tavşan yünü üretimi

Ülkeler Üretim miktarı (ton)
Almanya (1984) 20
Hindistan (1985) 100
Macaristan (1989) 180
Çin (1989) 6000-9000
Çek. ve Slovakya Cum.(1989) 60
Şili (1989) 550
Arjantin (1989) 400
Fransa (1989) 210
Peru (1992) 30

* Kaynak: VII Beş Yıllık Kalkınma Planı Kürk Hayvancılığı Alt Komisyon Raporu

Çizelgeden de görüldüğü gibi ,dünya tavşan yünü üretiminin yaklaşık % 90’ını gerçekleştiren Çin, 6-9 bin ton yün üretimi ile birinci sırada yer almaktadır.

Çin, üretiminin önemli bir kısmını ihraç etmektedir.Güney Amerika ülkelerinden Şili 550 ton, Arjantin 300 ton yön üretimi ile Çin’den sonra gelmektedir. Bu iki ülke teknik ve ekonomik yönden Almanya ile yakın ilişki içerisindedir.Aynı durum yıllık üretimleri 180 ve 150 ton olan Macaristan ile Çek ve Slovakya Cumhuriyetleri için de geçerlidir. Fransa’nın yıllık tavşan yünü üretimi 210 ton olmakla birlikte, ürettiği yün, uzun, kaba ve yolunarak elde edilmesiyle dikkat çekmektedir. Almanya, yıllık yün üretimi sadece 20 ton olmasına karşın teknolojik açıdan önemli bir role sahiptir. Almanya’da ortalama 20 tavşanlık 1.000 kadar orta ölçekli işletme vardır. Bunlar, kendi uzmanlarına sahip bölgesel dernekler şeklinde örgütlenmişlerdir. Üreticiler düzenli olarak bölgesel iş merkezlerine tavşan göndermektedirler.Almanya’da üretilen Ankara tavşanı, yünü uzun ve yumuşak olup kırkılarak hasat edilmektedir.Her yıl pedigrili yetiştirilmiş binlerce damızlık erkek tavşan dış ülkelere satılmaktadır.Diğer ülkelerin yün üretimleri çok daha fazla olmasına rağmen, Almanya, damızlık materyal ve teknik açıdan üstün bir konuma sahiptir.
Tavşan yününü işleyen başlıca ülkeler İtalya (2000 ton), Japonya (2000 ton), Almanya (500 ton), Fransa, Hindistan ve Şili’dir. Tavşan, yünü çok canlı bir dış ticarete sahiptir. Tavşan yününü üreten, işleyen ve tüketen ülkeler farklıdır. Tavşan yünü uzun yıllar kolaylıkla muhafaza edilebildiğinden, fiyatlarda uluslararası spekülasyonlara sıkça rastlanmaktadır. Modaya göre, tüketim miktarına bağlı olarak,fiyatlarda dalgalanmalar olmaktadır.

Ankara Tavşanı yetiştiriciliğinin Türkiye için önemi

Ülkemizde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı bazı kuruluşlarda sınırlı olanaklarla da olsa etçi tavşan ırklarının üretimi ve ıslahı konusunda çalışmalar yapılmakta olmasına karşılık, Ankara tavşanı istenilen düzeyde yetiştirilmemektedir. Bu konuda, üreticilerden gelen yoğun talep ve gen kaynağı olarak üretimi ve yetiştiriciliğinin ülke bazında sağlanması amacıyla yatırım ve araştırma projeleri kapsamında bir çok kez Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü’nün girişimleri olmuştur. Ancak hayvancılığımızın bir çok kolunda olduğu gibi Ankara tavşanı yetiştiriciliğinin ülkemizde geliştirilmesine yönelik bu çabalar Bakanlığın tutarlı bir politika izlememesi nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.

Ekonomik ve sosyal önemi

Türkiye’de tekstil endüstrisinde kullanılan Angora yünü ihtiyacının çok büyük bir kısmı dışalımla karşılanmaktadır. Yıllar itibariyle tavşan yünü ithalatları ve tutar Çizelge de verilmiştir.

Çizelge. 1989-1997yıllan arasında tavşan yünü ithalatı

Yıllar ” Miktarı (kg) Tutarı (dolar)
1989 8222 240.254
1990 5352 126.088
1991 39017 729.849
1992 57328 759.740
1993 64805 426.665
1994 49450 783.591
1995 104806 1.721.487
1996 44035 751.985
1997 (Ocak-Haziran) 19745 —

(*) Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı

Çizelgeden de görüleceği gibi, 2-3 yıl dışında genellikle her yıl artan miktarlarda tavşan yünü dışalımı yapılmakta ve bunun için milyonlarca dolar dış ülkelere ödenmektedir. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre 1993 yılında 170 kg, 1994 yılında ise 124 kg’Iık tavşan yünü dış satımı gerçekleşmiştir.Bu kayda değer olmayan düşük miktardaki dışsatımın kaynağı ve amacı konusunda herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Dışalım yapılan ülkeler arasında en büyük payı Çin almakta, bunu Almanya izlemektedir

Bilindiği gibi, son yıllarda gerileme göstermekle birlikte, ülkemizde % 2 olan nüfus artış oranı yine de yüksek düzeydedir. 1965 yılından 1990 yılına kadar geçen 25 yıl içerisinde çalışan (iktisaden faal) tarımsal nüfusun toplam faal nüfusa oranı % 71.92’den % 53.66’ya düşmüştür. 1000 dekar tarımsal amaçlı alana düşen tarımda çalışan nüfus ise % 38’den % 45’e çıkmıştır. Tarımda iktisaden faal nüfus başına düşen tarımsal amaçlı alan ise % 26.7’den % 22.l’e gerilemiştir

Rakamlardan da anlaşılacağı gibi, kırsal kesimde yaşayanların yaşam düzeyinin gerilemesi, kırsal kesimden büyük şehirlere göçlere neden olmakta ve bu durumun yarattığı sosyoekonomik sorunlar büyük boyutlara ulaşmaktadır.Yine, orman köylerinde yaşayan 10 milyonu aşkın nüfusun işsizlik sorunu, kalıcı çözümler üretilmesini beklemektedir.Alınacak diğer önlemlerin yanında, kırsal kesimde yaşayanların gelir düzeyini yükseltmek, yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla kırsal kalkınmaya destek olmak üzere istihdam olanakları yaratacak tarımsal üretim projelerine ihtiyaç vardır.
Ankara tavşanı yetiştiriciliği diğer amaçlı tavşan üreticiliğinden emek-yoğun bir faaliyet kolu olmasıyla ayırt edilir. Dış ticaret rakamlarından da görüldüğü gibi, ülkemizde tüketilen tavşan yününün tamamına yakını dışalımla karşılanmaktadır. Ayrıca, tekstil endüstrisinde kullanılan bu değerli ürünün, dışsatım olanakları da mevcuttur. Küçük alanlarda, yoğun olarak üretilebilecek, özellikle sınırlı tarım arazisine sahip orman içi köylerde çiftçiye, gerek bir yan gelir, gerekse esas geliri sağlayacak ve atıl işgücünü değerlendirecek, önemli bir alternatif üretim potansiyelinin değerlendirilmesinin ülke ekonomisine katkı sağlayacağı şüphesizdir.
Ankara Tavşanı Yetiştirme Tekniği

Ankara tavşanlarının bakım ve beslenmesi birçok bakımdan diğer tavşan yetiştiriciliğinden farklılık gösterir.Bu durum özellikle, döl verimi, yaşama gücü, kırkım, barındırma ve beslenmede ön plana çıkar. Ankara tavşanlarının döl verimi düşüktür.

Çizelge. Beyaz Yeni Zelanda ve Ankara tavşanlarının üreme verimi
¬

Beyaz Yeni Ankara
Zelanda Tavşanı Tavşanı
Batın sayısı 699 305
Aşım sayısı/gebelik 1.53 1.66
Batında canlı doğan yavru sayısı 7.63 6.18

Batında ölü doğan yavru sayısı .. 0.38 0.75
25.güne kadar ölüm oranı(%) . 14..2 20.8 :
Büyütülen yavru sayısı 6.22 4.30
25.günde canlı ağırlık(gr) 480 511 o,.

Gebelik ve laktasyon dönemlerinde yün üretimi 1/3 oranında azalmaktadır. Dişi tavşanlar erkeklerden daha fazla kıl örtüsüne sahiptir ve ergin dişilerin yün kalitesi daha yüksektir. Bu nedenle uzun süre yün üretiminde kullanılırlar.Bir tavşandan ortalama 3 yıl ( en çok 4 yıl) süreyle yün üretildiğine ve anaç başına yılda 20 yavru elde edildiğine göre, yün üretiminde kullanılan her 100 tavşanlık bir sürünün yenilenmesi için teorik olarak 2 dişi damızlık tavşana ihtiyaç vardır. Ölüm1er ve düşük döl verimi göz önüne alınacak olursa bu sayı güvenli bir üretim için 4-5 olmalıdır.
Uzun yün örtüsünden kaynaklanan vücut ısısı sorunları, döl verimini olumsuz etkilemektedir. Uzun yün, dişilerde embriyo ölümlerine, erkeklerde ise sperm başlarının deformasyonunda artışlara ve aşım isteksizliklerine neden olmaktadır. Yüksek bir döllenme oranı sağlayabilmek için dişiler kırkım günü çiftleştirilmeli, erkekler ise 6 hafta aralarla kırkılmalıdır.

Yavru tavşanlar 4.haftada sütten kesilirler ve ilk kırkılma 6.haftada yapılır.Tavşanlar arasındaki üstünlük kavgasını önlemek ve yünün keçeleşmesinin önüne geçmek için, cinsel olgunluktan itibaren (3-4 aylık yaş) bireysel kafeslere alınmalıdırlar. 4-5 kg canlı ağırlıktaki tavşanlar için minimum kafes ölçüleri 50 x 60 cm olmalıdır. Ayak tabanı yaralanmalarını önlemek amacıyla kafes tabanının ahşap ızgara şeklinde yapılmasında yarar vardır. Bu durum yaşama gücünü olumsuz etkilediği gibi, yaralanmalardan kaynaklanan ağrılar nedeniyle yem tüketiminin azalmasına, buna bağlı olarak performanslarında gerilemelere neden olmaktadır.Kırkım elektrikli kırkım makinası veya makasla yılda 4-6 kez yapılır. Bir tavşanın makina ile kırkılması için 10-20 dakikaya, yolma yöntemi ile yapılacaksa 30-40 dakikaya ihtiyaç vardır. Tavşan yününün sınıflandırılması kırkım veya yolma esnasında yapılmalıdır.

Ankara Tavşanlarının Beslenmesi

Ankara tavşanlarının genetik potansiyelinden tam olarak yararlanabilmek için, gerekli besin maddelerini sağlamanın yanında, yem tüketimini etkileyen etkenler de göz önünde tutulmalıdır. Kırkımdan sonra, yünün uzama süreci içerisinde hayvanın vücut ısısını koruması için ihtiyaç duyduğu enerji miktarı farklıdır. Özellikle kırkımdan sonraki ilk haftalarda hayvanlar daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bunun için de yemin metabolik enerji düzeyi yükseltilmelidir.Kıl büyüme süresinin uzunluğu ve tavşan yününün protein oranının (%93) yüksekliğinden dolayı, Ankara tavşanlarının protein ihtiyacı yüksektir. 1 kg yünün içerdiği protein miktarı, yaklaşık olarak 4,5 kg karkastaki protein miktarına eşittir. Bu nedenle rasyonlardaki ham protein oranı ve amino asit düzeyleri Ankara tavşanlarının beslenmesinde çok önemlidir. Yünün bileşimindeki kükürtlü amino asitlerin yüksek oranı göz önüne alındığında serbest yemlemede, karma yemde sistin ve metionın oranı % 0.6 dan düşükse yün büyümesi gerilemektedir.Yün verimi ayın zamanda canlı ağırlığa da bağlıdır. Genç tavşanlarda optimum büyümeyi sağlamak için bu devrede kırkım kısa aralıklarla yapılmalı ve besin maddesi ihtiyaçları tam olarak karşılanmalıdır.

SONUÇ :

Ülkemiz için yeni bir hayvancılık kolu olan Ankara Tavşanı yetiştiriciliğinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, ekonomik ve sosyal yönleriyle üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Gerek sınırlı tarım alanlarına sahip bölgelerde, gerekse orman içi yerleşimler için önerilecek önemli bir hayvancılık koludur. Yapılacak küçük yatırımlarla, bu kesimlere önemli ekonomik katkıda bulunması, her yaştaki işgücünün değerlendirilebilmesi, konuyu ülkemiz için daha da çekici kılmaktadır.

Ancak son yıllarda (2000-2001-2002-2003-2004-2005 yılları ) bu tip yetiştiriciliğe yatırım yapan irili ufaklı müteşebislerin çok ciddi anlamda pazar sorunu yaşadıkları,genellikle ellerindeki ürünleri pazarlayamadıkları görülmüş,bu durum gazete manşetlerine kadar çıkmıştır(doğaya salma olayları gibi vb. ).Küçük üreticinin,bir ithalat-ihracat şirketi kurarak elindeki ürünleri dış ülkelere satması uzak bir ihtimal olması sebebi ile,o bu durumda ürünlerini iç pazardaki bu işi yapan işletmelere satabilecektir.Ancak pratikte küçük üretici ürettiğini iç pazara satamamakta,hiç kimse onlara satın alım garantisini yasal anlamda vermemektedir.Ancak yinede bir-iki işletme sınırlı da olsa ürün alımları yapmakta,sektörü ayakta tutmaya gayret etmektedir.

Biz CAN-SAY ailesi olarak,angora tavşanı yetiştiriciliğinin geleceğinin aydınlık olduğunu,ancak bu merhaleye gelmek için uzun uğraşların verilmesi gerektiğini düşünüyor ve bu sektörde çalışmak isteyenlere de başarılar diliyoruz.

VİZON (MİNK) YETİŞTİRİCİLİĞİ

Dünya kürk piyasasında önemli bir yere sahip olan vizonlar, bu alandaki popülerliklerini sürdürmektedirler.Vizon yetiştiriciliğinde söz sahibi olan Ülkeler (Danimarka, ABD, Rusya vb,) tarım politikalarında bu konuya büyük önem vermekte ve bundan ekonomilerine katkı sağlamaktadırlar.Bu ülkelerin imkanlarıyla karşılaştırıldığında Türkiye’nin vizon yetiştiriciliği için uygun şartlara sahip olduğu görülmektedir. Vizon yetiştiriciliği ABD’de 1870 yılında başlamış ve 1979 yılında üretilen vizon postu 3.4 milyon adet olarak gerçekleşmiştir. 1979 yılı itibarı ile dünyada vizon kürkü üretimi 20 milyon kürk ve bunun değeri de 800 milyon dolar olarak belirtilmiş olup, vizon yetiştiriciliği yapan ABD ve İskandinav ülkelerine önemli bir ekonomik katkı sağlamıştır. Bu nedenle de vizon yetiştiriciliği, yürütülen araştırma programları ile desteklenmiştir.
Kürk hayvancılığı ülkemiz için çok yeni denilebilecek bir konudur. Halbuki, dünyanın değişik ülkelerinde bu konu üzerinde 1840 yılından beri çalışmalar yapılmaktadır. Yakın senelerde ülkemizin bazı yörelerinde sınırlı sayıda vizon yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Vizon,Üretimi,Bakımı ve Dikkat Edilecek Hususlar

Vizonlar yani minkler,etobur hayvanlar olup,son derece yırtıcıdırlar.Hiçbir zaman evcilleştirilememişlerdir.Hem kürkünün hem de bakıcının zarar görmemesi için koruyucu eldivenlerle enseden yakalanırlar. Vizon yetiştiriciliğine karar verdikten sonra, ekolojik şartları uygun, pazar imkanları geniş ve ulaşımı kolay bir işletme yerinin seçimi ile işe başlanır. Yetiştiricinin konu hakkında bilgili, görgülü ve istekli olması başarılı olmada önemli etkenlerdendir. Vizon yetiştiriciliğine ilk kez başlayan bir kişi, işletmesinde kaliteli, en az 20 anaç dişi ve 5 erkek damızlık ile işe başlamalı ve kapasiteyi yıldan yıla planlı bir şekilde genişletmelidir.
Vizon işletmelerinde diğer hayvancılık işletmelerde aranılan özelliklerin yanında aşağıdaki özelliklerin de bulunması gerekmektedir.

1- Vizonluğun etrafı mutlaka tel örgü ile çevrilmelidir.. Tel örgü yerden l20 cm yükseklikte olmalı, tel örgü üzerine 35 cm lik bir bant geçirilmelidir.
2-Vizonlukta gübrenin akıp gidebilmesi için bir kanalizasyon sistemi mutlaka oluşturulmalıdır.
3- Vizon kafesleri 6 veya 8 lik bataryalar halinde yapılmalıdır.
4- Kafes yapımında kullanılan tel örgüler mutlaka galvenizli olmalıdır.
5- Kafesler arasında 5 cm’lik bir ara mesafe olmalıdır. Damızlık kafes ölçüleri, uzunluk 80 cm, genişlik 40 cm ve yükseklikte 40 cm olmalıdır.
Vizon yetiştiriciliğinde her safha ayrı bir öneme sahiptir, vizonların değişik dönemlerde bakım ve beslenmeleri, çiftleştirilmeleri, yavruların sütten kesilmeleri, büyütülmeleri, damızlıkların ve kürkü alınacak hayvanların belirlenmeleri hatta öldürülmeleri, kürk kalitesinin belirlenip sınıflandırılmaları, satışa sunulacak kürklerin gruplandırılmaları da çok önemli konular arasında yer almaktadır.

Vizonlar 1 batında 1-11 yavru yapmaktadırlar. Gebelik süreleri 36-72 gün arasında değişir.Genelde anaç başına 4-5 yavru düşmektedir. Yılda bir kez doğum yaparlar ancak yapılan çalışmalarda son yıllarda yılda 2 defa doğum yapabilmektedirler. Doğum aylarında ve yavru büyütmenin erken dönemlerinde çok kayıplar olmaktadır.Yavrular kafes üzerinden yem yemeye alıştıktan sonra aşıları yapılıp büyütme kafeslerine alınırlar. Ergin erkekler 3- 3,5 kg, dişiler 1,5-2 kg kadar olurlar. Dişi postu erkek postundan daha kaliteli ve makbuldür.Minklere her gün taze yem verilmelidir. Kesim haneden alınan piliç kafası, ayağı, bağırsakları, kanı taze ve temiz olarak kıyma makinalarında kıyılarak verilir. Yemin % 25’i sabah, % 75’i öğleden sonra dağıtılır. Minkler hiçbir zaman leş yemezler.

Vizon sadece kürkünden yararlanılan bir hayvandır. Mevsim dışı elde edilen bir vizon kürkü ne kadar iyi işlenirse işlensin mutlaka tüy dökecektir.Bir vizon kürkünün kalitesini;
a) Hayvanın damızlık değeri,
b) Yetiştiricilik süresince isabetli bir seleksüyon yapılıp yapılmadığı
c) Hayvanların dengeli rasyonlarla beslenmeleri
d) Kürkü alınacak hayvanların kafes durumu
e) Hayvanların tekniğine uygun şekilde soyunmaları
f) Kürklerin iyi muhafaza edilmesi gibi faktörler kürkün kalitesini etkilemektedir.

Bir vizon manto için 2/3’ü erkek ve 1/3’ü dişi vizonlardan olmak üzere en az 65-70 kadar post gerekmektedir.

Vizonun belli başlı hastalıkları şunlardır ;

* Gıda zehirlenmesi :
Ençok korkulan ve zaiyat verdiren bir hastalıktır.
* CARRE hastalığı :
Köpeklerden bulaşan ve vizonlar için çok ciddi bir hastalıktır.
*İnce bağırsak virüsü :
Hastalık %40 koli basili ve %8 de pastorelloz etkisiyle ve diğer değişik etkilerle ortaya
Çıkmakta,Genç vizonlarda çok telefata neden olmaktadır.
* paraziter hastalıklar
* Şarbon ve tüberküloz (verem)

SONUÇ :

CAN-SAY olarak kanaatimiz ve temennimiz, ülkemiz için gelecek vaat eden karlı bir iş kolu olan vizon yetiştiriciliğinde damızlık ve yem temini, hastalık sorunu gibi konularda gerekli önlemler alındığı ve teknik çalışmalar gerek özel gerekse kamu sektöründe yapıldığı zaman sektörün geleceğinin daha parlak olacağıdır.

En önemlisi Türk girişimcinin bu konuya daha fazla eğilmesi ve yatırım yapması,üretici ağının genişlemesine, gerçek anlamda ve sayıda üretim yapılmasına olanak sağlayacaktır.

Biz CAN-SAY olarak diyoruz ki ; tüketici olmak yerine üretici olun !

error: Cansay.net\'in içeriği korunmaktadır. Kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz !
//]]>